Blog

Blog > Mekan Doktoru

17Kas

Geçmişimiz çok eski , Tasarım da öne çıkışımız henüz yeni…?

Mekan Doktoru | 0 yorum | 17 Kasım 2009 - 11:06:32 | Yazdırın | 

Hatırlarsınız ; hep yabancı hayranlığı içinde olmuşuzdur , yıllarca gelişmiş ülkelerin yaptıklarından bahsederken ‘’Adamlar bu işi biliyor ‘’ demekten kendimizi alamamışız… Nasıl oldu da kendimize olan güvenimiz bu kadar azaldı ? Geçmişimize , tarihimize baktığımızda belki daha güçlenebiliriz. Yabancı yazarlar ‘’Türkler göçebe millettir, göçebe milletler kalıcı medeni eserler bırakmaz’’ demişler ve bizde susmuşuz.

Bildiğiniz gibi Türklerin Anadolu’ya geliş tarihi hala tartışılsa da , geçmişimiz çok eski.Binlerce yıl boyunca ele geçirdiğimiz bu topraklarda gördüklerimiz, sahip olduklarımız eserlerimizi daha da zenginleştirmiş , düşünsenize M.Ö üçüncü bin de Altay dağlarında başlayan bu serüven , M.Ö .ikinci binde de doğuya doğru ilerlemiş , M.Ö. 3 yy Hun İmparatoru Mete ,Türk boylarını bir araya getirmiş ve 21 krallığı tek bayrak altında toplanmış. M.S . 6 yy da Orta Asya ‘ya Göktürkler, 8 yy da Uygurlar Moğol - Çin ırkını Türkleştirmiş , 10 yy da Türk Oğuzlar , 11 yy da İran’ın ele geçirmiş ve Selçuklu Sülalesinin kurulması ile 13yy Osmanlı İmparatorluğunun kurulması ve batıya seferler düzenlemişler…En sonunda Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923’te kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ile modern dünyada kendini bulması ve çağdaşlaşma sürecinin hızla başlaması ve bugünlere bizi getirmiş. Bıraktığımız eserlere ise girsek sayfalar yetmez …

Bu kadar tarihe yer vermek , kendi ulusumuzun yabancı hayranlığı diye girişte bahsettiğimiz konuya açıklık getirsin ve Türk ulusunun kültür çeşitliliği içinde nasıl bir birikim içinde olduğumuzu fark etmemiz için bir hatırlatma olsun istedim…

Uzun lafın kısası ;Tüm bu yaşananlar sanatımızı geliştirmiş , gelen ganimetler –kültür-resim- mimari Türk bakış açısıyla sentezlenmiş ve bize ait eserler bıraktırmış … O dönemdeki yasaklar resim sanatının önüne geçmiş olsa da , mimari- çini - minyatür ve ebru sanatı ile 14yy dan itibaren önem kazanmış ve dünyayı kendine hayran bırakmış...

Nereden nereye ; Tasarım ve sanatın gelişimi ve bugünlere gelmesi …

Endüstri döneminin başlaması ve dünya da olup bitenler bize ‘’sanat ve tasarım ayrılmaz bir bütündür ve tüm sanatlar mimariyi ve tasarımı etkilemiştir’’ dedirtti. 40’ lı yıllarda batıda değişen sanat anlayışı nesneden ayrılmaya başlamış olması ile birçok akım ortaya çıkmıştı. ‘’Form ; fonksiyonu mu takip eder ? yoksa Fonksiyon mu ,Formu takip eder ? ‘’düşüncesi bir dönemi kaplamıştı. 

Bu günlerde tartıştığımız yabancılaştırma, gerçeği değiştirmek, uyumsuzluk, estetikten uzaklaşma , duygusal iletişimin ortadan kaldırılması ve şaşırtıcılık gibi özellikler tasarıma farklı bir bakış açısı getirdi.Her farklı olma duygusu , varoluş ve benlik arayışı içinde ortaya çıkmıştır.Tüm bunlara konu olan ‘’Türk Tasarımcısının ve eserlerinin ortaya çıkması ‘’ gereğinden bahsetmek istiyorum ve ’’bizde varız ‘’diyebilmek için 6 yıl önce ‘’Türkiye’de içmimarlık ‘’ konulu sergi açtım ve bu sergiyi Avrupa’ya taşıdık ,onların çalışmaları ile bizim çalışmalarımızı Üniversitelerde ortak sergiler olarak dolaştırdık, uluslararası boyuttaki çalışmaların amacı sesimizi ve yaptıklarımızı duyurmak ‘’Bizde varız ‘’diyebilmek içindi...

Bu çalışmaları destekleyen ve 05 kasım – 10 Aralık 2009 tarihine kadar açık olan bir sergiden bahsedeceğim; Kürotorü Mahmut Nüvit Doksatlı arkadaşımıza ait olan sergi Türk tasarımcılarını bir araya topladı. Çıkış noktası olarak , esinlendiği 1981 yılında Ettora Sottsass’ın dünyadan çeşitli tasarımcıları bir araya getiren sanatçılara verilen siparişlerle oluşturulan bir koleksiyon ile yapılan bir sergi idi.1981 de Sottsass tıpkı bağımsız bir sanatçı gibi tasarımcılarla sanatçıların kullandığı bir galeri ortamını kullanarak sanat eseri gibi tasarım sergilemişti. Bizden tek farkı tasarımcıları dünyanın muhtelif ülkelerinden seçilmiş olmasıydı. 1980 li yılların ekonomik ortamında Tasarımcılar giderek pop yıldızları gibi şöhret kazanmaya başlamışlardı , Philippe Starck ‘ın ‘’limon sıkacağı’’ neredeyse her mutfağa girmişti, sadece 'beğendim' diyebildik. Bu beğenme kavramı fonksiyonun yerine geçti . Güzel ama hiç bir işe yaramayan mekanlar yapılmaya başlandı.

Sonuçta; Bu sergi bu günkü Türk tasarımının seviyesini tespiti hedeflenmişti .Belli başlı tasarımcıları listeleyerek , daha çok sanattan yana bir obje olan işler seçildi . Böylece bugün Türkiye’nin tasarım ve tasarımcı panoroması ortaya çıkmış oldu. Toplanan eserleri sergilerken absürt tiyatrodan esinlenilerek oluşturulmuş ve yabancılaştırma, gerçeği parçalamak, gerçeğe ayna değil de prizma tutmak, sanatlı uyumsuzluk, estetik uzaklık gibi konuları içermesi ile Tasarımcı isimlerin yer almadığı bir sergi oluşmuş oldu.Varsa anonim özellikler genel eğilimler veya çok özel çizgiler , yeni ve taze bir bakışla yeniden keşfedilmeye hazır hale geldiler. Farklı sergilemeden tasarımcılarımız yeni bir bakış açısı kazandıklarını paylaşmışlar . Bu sergi onlara yalnızlığa itildiği varsayılan çağdaş tasarımın birlikteliğindeki ilişkinin gücünü göstermiş oldu. Kısa zaman sonra tüm dünya’ya gösterilecek serginin amacı olan ; ‘’ Biz bir rüzgar estirdik. Bu rüzgarın dalga boyunu gelecek gösterecek’’ demek daha doğru olur. Geçmişimizle ;Varlığımızı, sanatımızı ve yaratıcılığımızı tüm dünyaya duyurma zamanı...Bu durum bizi bulunduğumuz yüzyılda ön plana çıkarması azımsanamaz.

Tasarımcılar;

Adnan Serbest, Alev Ebuzziya, Alp Nuhoğlu, Alper Böler, Atilla Kuzu, Aykut Erol, Aziz Sarıyer, Bülend Özden, Bihrat Mavitan, Can Yalman, Defne Koz, Derin Sarıyer, Dilek Aksu, Ece & Oğuz Yalım, Ela Cindoruk, Faruk Malhan, Gamze Güven, Hasan Demir Obuz, İnci Mutlu, İnci Özman, İsmail Öklügil, Jülide Arslan, Kunter Şekercioğlu, Luca Proto, Mahmut Nüvit, Meltem Eti Proto, Meriç Kara, Nazlı Eda Noyan, Nursema Öztürk ,Nil Deniz, Oya Akman, Ömer Ünal, Rıfat Özbek, Serhan Gürkan, Sefer Çağlar, Sema Obuz, Seyhan Özdemir, Sibel Uç, Şule Koç, Tanju Özelgin ve Verda Alaton

“Kesişme Noktası” /intersections, 5 Kasım-10 Aralık tarihleri arasında
Ark Kültür, Batarya sok. No:2, Cihangir, Beyoğlu www.arkkultur.com Tel: (0212) 2430789

Nursema Öztürk/ Y.İçmimar
Beykent Üniversitesi Öğr. Görevlisi
nursema@monofis.com

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorumunuzu Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için